Tomosentez rehberliğinde meme biyopsisi; sadece mamografide tespit edilebilen, ultrasonla (sonografi) görünmeyen milimetrik kireçlenmelerin (mikrokalsifikasyon) ve yapısal bozulma alanlarının tanısında kullanılan en ileri teknolojidir. Eski bir yöntem olan klasik stereotaktik biyopsilere göre çok daha hızlı ve yüksek hedefleme başarısına sahiptir. Bu yüksek teknolojili sistemde, hata payını sıfırlamak ve en verimli dokuyu toplamak için sıklıkla vakum biyopsi iğne sistemleri tercih edilir.
Meme kanserinin en erken evre belirtileri, bazen ultrasonda (USG) hiçbir kitle oluşturmayan, sadece mamografide fark edilebilen “mikrokalsifikasyon” adı verilen çok ufak kireçlenmeler veya dokudaki milimetrik yapısal bozulma sahalarıdır.
Eğer şüpheli bir alan ultrason ekranında saptanamıyor, sadece mamografik görüntülerde seçilebiliyorsa; bu hedefe doğru iğneyle ulaşmanın en kusursuz yolu tomosentez (3 boyutlu mamografi) rehberliğinde biyopsi yapılmasıdır.
Geçmişte ultrasonda görünmeyen bu kireçlenmeler için klasik iki boyutlu “stereotaktik biyopsi” yöntemleri kullanılıyordu. Ancak günümüzde gelişen tıp teknolojisi sayesinde, tomosentez rehberliği bu eski yöntemin yerini hızla almıştır.
Tomosentez rehberliğinde yapılan biyopsilerin avantajları şunlardır:
Maksimum Hassasiyet: Meme dokusu 3 boyutlu olarak, katman katman görüntülendiği için lezyonun derinliği ve konumu milimetrik olarak hesaplanır.
Daha Yüksek Başarı Oranı: Klasik stereotaktik biyopsilerden çok daha yüksek bir hedefleme başarısına sahiptir; hata payı yok denecek kadar azdır.
Hız ve Konfor: İşlem süresi eski yöntemlere kıyasla belirgin şekilde kısadır, bu da hastanın masada kalma süresini ve dolayısıyla kaygısını azaltır.
Tomosentez görüntüleri rehberliğinde yapılan işlemlerde sıklıkla vakum iğne sistemleri kullanılır. Vakum iğneleriyle biyopsi yapabilen yazılım ve donanımlar, radyoloji dünyasında geliştirilmiş en hassas sistemlerdir.
Bu yüksek teknolojili sistemler sayesinde:
En ufak mikrokalsifikasyon odakları bile bilgisayarlı yazılımlarla tam on ikiden kilitlenir.
Vakum sistemi, iğneyi memeden çıkarmadan o milimetrik kireçlenmelerin olduğu sahadan yüksek hassasiyetle, en verimli doku parçalarını çekerek keser.
Alınan örnekler anında laboratuvara gönderilerek erken evre meme kanseri teşhisi %100’e yakın doğrulukla konur veya şüphe tamamen ortadan kaldırılır.
İşlem tomosentez/mamografi cihazında gerçekleştirilir. İşleme başlamadan önce iğnenin gireceği hat boyunca çok güçlü bir lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) uygulanır. Bu nedenle doku örneklemesi yapılırken keskin bir acı veya ağrı kesinlikle hissedilmez.
Tomosentez görüntülerinin milimetrik hassasiyetle alınabilmesi ve iğnenin hedeften şaşmaması için memenin işlem boyunca sabit kalması gerekir. Bu amaçla hafif bir sıkıştırma (baskı) uygulanır. Bu his ağrıdan ziyade bir gerginlik hissidir.
Vakum sistemi o bölgedeki şüpheli kireçlenmelerin neredeyse tamamını temizleyebilecek güçtedir. Gelecekte o şüpheli alanın tam olarak nerede olduğunu (eğer ameliyat gerekecekse cerraha yol göstermesi için) unutmamak adına, biyopsi bitiminde o noktaya milimetrik, zararsız bir metal klips (işaretleyici) yerleştirilir.